Mavi Dalga filmi için gittiğim Balıkesir’den döndüğümden beri bir “adaptasyon” içindeyim. Okumak, izlemek, durmadan bisiklete binmek gibi sıradan şeyler yaparak dinlenmeye çalışıyorum. Geçen sene yoğunluktan yapamadığım pek çok şeyi bu sene yapmak için listeler oluşturmuştum ve bunun başında izleyemediğim oyunları izlemek vardı. Aynı şekilde okumak istediğim kitaplar, izlemek istediğim filmler… Ne zamandır da çok sevdiklerimi yazmak istiyordum ama biraz daha biriksin diye bekledim. Fakat bu akşam o kadar keyifli bir kitap okudum ki yazmadan duramayacağım.
![]() |
| Görkem Yeltan’ın yeni kitabı Korkusuz Meles |
İtiraf etmek gerekirse Görkem Yeltan’la tanışana kadar hiçbir kitabını okumamıştım. Onunla tanıştıktan sonra mahçubiyetle önce Kırmızının Mektupları’nı okumuş ve çok sevmiştim. Bu sıralarda ise Haliç’ten Bulutlar Geçerken kitabı çıkmak üzereydi. Büyük bir merakla okuduğumu hatırlıyorum Haliç’ten Bulutlar Geçerken’i. Kitabı ve kitabın kahramanı Rojin’i o kadar çok sevdim ki uzun bir süre Rojin’le yatıp Rojin’le kalktım. Sonrasında Buyaka Çocuk Evi’nin ilk üç kitabını büyük bir keyifle okudum ve kendimi bir anda Görkem Yeltan okuru olarak görmekten büyük zevk aldığımı farkettim. Korkusuz Meles’in çıktığını duyunca Mephisto kitabevine giderek kitabı sordum. Ellerinde kalan tek kitabı verdiklerinde bir an sinir oldum çünkü kitap kapağı dört ayrı renkte basılmıştı ve hangi rengi seçeceğime orada karar verecektim. Öyle bir şansım olmadı, turuncu renkli Korkusuz Meles’i (sağlıklı düşününce kitabın hemen tükenmiş olması çok mutlu etti) aldım. Birkaç saat önce kitabı bitirdiğimde içimde ve yüzümde öyle bir gülümseme bıraktı ki Korkusuz Meles ve Bayan Key… Bitmesin istedim ama elimden de bırakamadım. Görkem Yeltan’ın kurduğu yeraltı dünyası, tasvirleri, sanat ve savaşla ilgili ince ince işledikleri ile beni kendine bir kez daha hayran bıraktı. Kitapla ilgili spoiler verecem diye ödüm patlıyor. Bu yüzden uzatmayacağım. Sadece benden size bir tavsiye. Gerçekten verimli ve keyifli bir zaman geçirmek, özel bir karakter ve muhteşem bir yeraltı dünyasıyla tanışmak istiyorsanız hiç vakit kaybetmeden Korkusuz Meles’le tanışın. Hem yaşadığı dünyayı hem de onu çok seveceksiniz. Üstelik Mehmet Güreli’nin eşsiz çizimleri ile.
Kitabın tanııtım fragmanı için:
Ne zamandır derinlemesine okumak istediklerim arasında Ahmet Güntan da vardı. Özellikle şiirlerine olan hayranlığımı Esrariler adlı deneme kitabıyla pekiştirdim. Son olarak “Yüksek Edebiyat Bize Alçak Geliyor” mottosuyla başladıkları etkinlik içinde bulunan ilk romanı Olanlık’ı okudum ve hayranlığım taçlandı. Sadece diyaloglardan oluşan roman muazzam bir sohbete eşlik etmişim hissi yarattı ben de. Özellikle bu aralar çok tartıştığım bir kavram olan “ait olmak” ile ilgili tartışması ve bunu yaparkenki dili, karakterleri çok etkileyici. Baykuş Hüseyin, Yılan Kuddusi, Dosto Kamil (ki kendisiyle küçük çaplı bir aşk yaşadığım söylenebilir), Affan Kerim, ait olabilmek için her şeyini vermeye hazır hatta veren Parazit Nefes… Hepsi ayrı ayrı o kadar gerçek. “Kitap tanıtımında şöyle yazıyor: Şair Ahmet Güntan, Olanlık’ta insanlığın ezeli konularını bugünün dünyasında yeniden tartışıyor: İyilik, kötülük, adalet, yoksulluk, özgürlük, esaret, sevme, sevilme, inanç, aşk… Olanlık kendine ait kalıp kalmadığını ateşli bir hastalığın pençesine düşmüşcesine sorgulayan bir şairin deneme ve anlatı arasında gidip gelen ilk romanı.” “kekeç vicdan” diye harika bir terimle tanıştım bu kitap sayesinde. Bir kahvede muhteşem bir tartışma ve sohbete tanık olmak için Olanlık’ı mutlaka okuyun derim.
![]() |
| Ahmet Güntan’ın ilk romanı Olanlık |
…
” DOSTO KAMİL: Kusursuz bir insan değilim, öyle olmak için de bir çabam olmadı, kusurlarla doluyum, hatta bu yaşıma geldim rahatlıkla söyleyebilirim, ben beceremedim.
…
DOSTO KAMİL: Bu çatışmanın sonunda hiçbir şey bulamayacağımızı biliyorum, etrafımda sürdürülen bu nafile kekeç vicdan beni öldürüyor, …”
Raskolun Baltası
![]() |
| Limonata |
Oyun listeleri yaparken sevgili Sezgi Mengi’den zaten listemde olan ve çok merak ettiğim Limonata oyununu izlemek için bir davet aldım. Fitili yakan da o oldu. Büyük bir keyifle oyunu izlemeye gittim ve oldukça beğendim. Son birkaç yıldır çok iyi bir alternatif mekan olan İkinci Kat’ta izleme fırsatı bulduğum Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı oyunun yazarı Sami Berat Marçalı. Sami Berat oldukça iyi bir iş kotarmış. Orijinal ve kesinlikle bizden bir metin çıkarmış ortaya. Oyunculukların hemen hepsi harika. Deniz Türkali, Banu Çiçek Barutçugil, Sezgi Mengi, Barış Gönenen, Tevfik Şahin ve Duygu Heves Tüzün’ün yer aldığı oyunun son gösterimlerinden birini izlemiş olmak da çok mutlu etti beni. Buradan Sezgi’ye tekrar teşekkür edeyim…
![]() |
| Yola Çıktığım Gün Sakin Serin Bir Sabahtı |
Listemde geçen seneden kalan oyunlardan bir diğeri ise Yeşim Özsoy Gülan’ın sahnelediği Yola Çıktığım Gün Sakin Serin Bir Sabahtı oyunuydu. Yıllardır Galata Perform bünyesinde birçok muazzam işe imzasını attığı bu iş de oldukça başarılı bir atmosferde geçiyor. Bir ruh hastanesini andıran beyazlığıyla bir lunapark ve sabahın çok erken bir zamanında orada biraraya gelen bir grup. Türkiye’ye dair çok iyi göndermelere sahip oyun değişen oyuncuları ile Hamursuz Fırını’nda oynamaya devam ediyor. Bertan Dirikolu, Serkan Çetinkaya, Selin Zafertepe, Burak Safa Çalış, Oğuzhan Ayaz ve Emin Maltepe’nin oyunadığı oyun ve Galata Perform ile ilgili detaylı bilgiyi www.vedigerseyler.com adresinden alabilirsiniz.
![]() |
| Pragma |
Buğra Gülsoy’un yazıp yönettiği Pragma oyunu da geçen seneden merak ettiklerim arasındaydı. Dün akşam izleyebildim. Dört seri katil bir odada… Oyun fikir olarak epey merak uyandırıyordu. Buğra Gülsoy, Serhat Teoman, Mert Öner ve Emre Erkan’ın çok iyi performansları ve mekan tasarımının gücü maalesef metinde pek görülemiyor. Muhteşem bir sosyolojik ve psikolojik tartışma alanı bulmuşken Buğra Gülsoy, hiçbir derin tartışmaya girmemeyi tercih etmiş ve bu da oyunu çok yavaşlatmış. Ancak özellikle Emre Erkan başta olmak üzere oyunculuk performansları oldukça etkileyici. Detaylı bilgi için: Pragma – Garajistanbul




